23 Aralık 2013 Pazartesi

Lance Stephenson


Lance Stephenson dün gece Celtics karşısında bu sezon 3. triple-double ını yaptı. İlginçtir ki bu sayıyla şuan ligin en çok triple-double ına ulaşan oyuncu konumunda. Çok değil bundan 2 sene kadar önce Stephenson, Pacers benchinin diplerinde maç sonlarında kısıtlı dakikalar alan bir oyuncuydu. Lance'in gelişimi Pacers'ın gelişimişle müthiş bir paralellik gösteriyor. Lise yıllarında çok büyük bir oyuncu olması beklenen Stephenson 2010 Nba Draftında 40. sıradan Pacers tarafından seçildi. Ardından sıradan bir bench warmer olan Stephenson kendinden ilk olarak 2012 playofflarında Heat eşleşmesinde Lebron James'e baskıda boğuluyorsun anlamına gelen choke hareketıyle bahsettirdi.

Heat o eşleşmeyi destansı bir şekilde aldı gitti ama Stephenson'ın bu hareketi unutulmadı. Ve 2012-2013 sezonu geldiğinde Danny Granger'ın ağır sakatlığı yüzünden Paul George 3 numaraya kaydırıldı bu sayede kendine ilk beşte yer bulan Stephenson nbade kalıcı olmak için önemli bir şansın ayağına geldiğinin farkındaydı ve bunu çok iyi değerlendirdi. Takımına oyunun her alanında katkı sağladı. Stephenson atletikliğinin yanı sıra iyi bir utility player (saha içinde herşeyi yapan, çoğu pozisyonda oynayabilen) özelliğine sahip olduğunu gösterdi. Lance'in önemli özelliklerinden biride gözü kara bir oyuncu olması sayesinde son saniyelerde delici hücumlarla takım arkadaşlarına boş şut yaratması. Çoğu oyuncunun olduğu gibi onunda geliştirmesi gereken yönleri var. Özellikle çok çabuk gaza gelip attığı absürt şutlardan bir an önce vazgeçmesi gerekiyor. Önemli bir diğer zaafı ise rakip oyunculara yaptığı olur olmadık sataşmaları. Lebron olayını zaten anlattım buna benzer sürekli eklenen vukuatları da var örneğin son olarak Tony Allen'ın suratına top göstermesi. Bu tür gereksiz hareketlerden vazgeçip birazda savunması üzerinde çalışırsa uzun süreli güzel bir kontrat kapmaması için hiçbir neden yok.

20 Aralık 2013 Cuma

Alen Halilovic


Football Manager oynayanlar iyi bilir. Futbol dünyasında ''wonderkid'' diye bir deyim vardır. Bu genç yıldızların gelecekte nasıl birer oyuncu olacağı yada ne seviyeye ulaşacakları merak konusudur. Bazıları hiç istenilen seviyeye gelemez ve bir yerden sonra (artık yetenekleri mi paslanıyor yoksa bu baskıyı mı kaldıramıyorla bilmiyorum) sıradanlaşırlar. Son yıllarda bu genç oyuncuları basından değilde menajerlik oyunlarından takip etmeye başladık.

Muhammed Demirci'yi hatırlarsınız. Uğruna Beşiktaş-Barcelona müzakerelerinin yapıldığı bir oyuncuydu. Muhammed şuan 18 yaşında Beşiktaş'ın as kadrosunda fakat aldığı süreler o kadar sınırlı ki Beşiktaş'ın her maçını takip etmeyen birinin Muhammed'i izleme şansı çok az.

Wonderkid dediğimiz oyuncuların arasında bazen öyle oyuncular çıkıyor ki hemen anlaşılıyor kumaşının diğerlerinden farklı olduğu. Hırvat Alen Halilovic de onlardan. Dinamo Zagreb formasıyla 16 yaşında ilk profesyonel maçına çıktı hemde Hajduk Split'e karşı derbi maçında (Dinamo Zagreb tarihinde as takımda maça çıkan en genç oyuncu 16 yaş 101 gün ile). Halilovic aynı zamanda Hırvatistan 1. Liginde gol atan en genç oyuncu ünvanına sahip. Genellikle Messi'ye benzetilesede ben onda daha çok bir David Silva, Hazard görüyorum. Halilovic'i izlediğim kadarıyla gördüğüm özellikleri dribbling, pas yeteneği, saha görüsü yüksek ve en önemlisi ayağına çok hakim. Alen Halilovic gibi futbolun geleceğini oluşturacağı düşünülen birkaç isim daha var ama onlara daha sonra değiniriz. Şimdilik Halilovic'in bu genç yaşında yaptıklarını izleyelim.

19 Aralık 2013 Perşembe

Lillard For The Win!

Damian Lillard 2012 Nba draftında 1. tur 6. sıradan Blazers tarafından seçildiğinde, ligin gidişatını değiştirecek bir oyuncu geldiğinin farkında olan çok insan yoktu. Fakat Lillard 2012-2013 sezonunda gösterdiği olgun oyunuyla herkesin bunu fark etmesini sağladı. Lillard çaylak sezonunda adeta tecrübeli bir point guard portresi çizmişti. Hatta şöyle bir not düşmek isterim, CP3'den beri gördüğüm en olgun guard. Takımın liderliğini üstlendi, gerektiği yerlerde sorumluluk almasını bildi, son saniyelerde topu eli titremeden potaya gönderdi kısacası takım için ne gerekiyorsa yaptı ve yılın çaylağı ödülünü sonunda kadar hak etti (19sayı 6.5asist 3.1ribaund).


Geçen sezon, takımdan çok bir beklenti yoktu ama bu sene artık Blazers'ın playoffda iddialı bir takım olması bekleniyor. Portland ekibi bu beklentiyi boşa çıkarmadı hatta lige öyle bir başlangıç yaptılar ki herkesi şaşırttılar (22-4 batı konferansı lideri). Aldridge ve Lillard skor yükünü taşıyor. Yan rollerdeki oyuncular görevlerini harfiyen yerine getiriyor. En önemlisi Blazers her takımın sahip olmadığı bir şeye sahip, performansı iyi olsa da olmasa da topu son saniyede eline verebilecekleri bir lider ''Damian Lillard''. Bu sene ikinci ''game winner''ını dün sabaha karşı Cavaliers'a yolladı. Ligin tartışmasız en iyi guardı CP3 ama Lillard'ın gelişimini ve o seviyelere ne kadar yaklaşacağını merakla bekliyoruz.