Amerikan Milli Basketbol Takımı oyuncuları Steph Curry, James Harden, DeMar DeRozen, Rudy Gay, Kenneth Faried ve DeMarcus Cousins Amerika'da Ice Bucket Challenge olarak bilinen ve buzlu suyun üstünüze dökülmesini amaçlayan ve ALS hastalığına dikkat çekmek amacıyla meydan okuma şeklinde oynanan eğlenceli oyunu oynamışlar. NBA Komisyoner'i Adam Silver'dan Carmelo Anthony, LeBron James, Cristiano Ronaldo, Kevin Hart ve Dwyane Wade'e kadar birçok ünlü isim bu meydan okumaya daha önce katılmıştı. Fox Sports'ta yayınlanan The Buzzer programı tarafından Amerikan Basketbol Takımı'yla çekim yapıldı. Özellikle James Harden'ın tepkisi görülmeye değer.
16 Ağustos 2014 Cumartesi
Ice Bucket Challenge
Etiketler:
Cold,
DeMar DeRozen,
DeMarcus Cousins,
Eğelnceli Yarışma,
Funny,
Ice Bucket Challenge,
James Harden,
Kenneth Faried,
Kevin Hart,
Komik,
LeBron,
Obama,
Rudy Gay,
Stephen Curry,
USA Basketball,
Wade
23 Temmuz 2014 Çarşamba
LeBron James'in NBA Off-Season'ı Üzerine Etkisi
James'in kararını çok takım bekledi, James'i kadroya katabilmek için bazıları oyuncularını serbest bıraktı, bazıları takasladı bazıları sözleşmelerde kesintiler yaptı. Sonunda James kararını verdiğinde NBA'de bir domino etkisi yaşandı.
Etiketler:
infographic,
Lebron James,
Nba,
off-season,
trade
15 Temmuz 2014 Salı
NBA Yıldızları Hometown'larında Oynasaydı
NBA tarihinin en sansasyonel yaz dönemlerinden birini yaşıyoruz. LeBron, Melo, Love, Wade, Bosh, ve daha bir çok yıldız isim bu yaz serbest kaldı ve ortalık yangın yerine döndü. Her dakika başka imza, trade, waive haberleri aldık. Fakat herkes ligin Alpha-Dog'u LeBron'u bekliyordu. Tüm takımlar onun nereye gideceğini merak ediyorlar çünkü Lebron'u arzulayan takımlar salary'lerinde kayda değer yer açtılar ve eğer LBJ onları tercih etmez ise havuzdaki diğer oyunculara yöneleceklerdi.
Sonunda beklenen oldu ve James kararını açıkladı. LeBron duygusal bir mektupla doğup büyüdüğü şehre Akron-Ohio'ya (Cleveland'a) döndüğünü açıkladı. Mektubun içeriğinde hem mazide yaşadığı pişmanlıklar hem de son 4 yılını geçirdiği Miami taraftarına bir saygı niteliğinde teşekkür vardı. LeBron, Cavs'e dönmesinin asıl nedeni olarak doğup büyüdüğü kenti ve bu kentin insanıyla arasında olan bağı gösteriyordu.
Peki ya NBA'de oynayan tüm oyuncular, LeBron'un yaptığı ve daha çok futbolla özdeşleşmiş olan, seni yetiştiren şehrin ya da seni ilk keşfeden takıma sadakat kuralına göre takım seçseydi şuan NBA takımlarında nasıl bir görünüm olurdu?
Sonunda beklenen oldu ve James kararını açıkladı. LeBron duygusal bir mektupla doğup büyüdüğü şehre Akron-Ohio'ya (Cleveland'a) döndüğünü açıkladı. Mektubun içeriğinde hem mazide yaşadığı pişmanlıklar hem de son 4 yılını geçirdiği Miami taraftarına bir saygı niteliğinde teşekkür vardı. LeBron, Cavs'e dönmesinin asıl nedeni olarak doğup büyüdüğü kenti ve bu kentin insanıyla arasında olan bağı gösteriyordu.
Peki ya NBA'de oynayan tüm oyuncular, LeBron'un yaptığı ve daha çok futbolla özdeşleşmiş olan, seni yetiştiren şehrin ya da seni ilk keşfeden takıma sadakat kuralına göre takım seçseydi şuan NBA takımlarında nasıl bir görünüm olurdu?
Etiketler:
Blazers,
Bucks,
Bulls,
Cavaliers,
Celtics,
Cleveland Cavaliers,
Clippers,
Grizzlies,
Hawks,
Heat,
Hornets,
Lebron James,
Nba,
Ohio,
The Return
17 Haziran 2014 Salı
San Antonio Spurs: NBA Finals
NBA finalleri hakkında söylenecek pek bir şey yok. Zaten ne yazmak istersem isteyeyim yol Spurs'un muhteşem saha görüşü ve paslaşmalarına çıkacak. Fakat burada söylemek istediğim naçizane bir şey var; Miami Heat çok kötü oynamadı, Spurs Heat'e göre çok iyiydi. Evet belki önceki senelerdeki bunaltıcı savunmasını maçın sadece belirli bölümlerinde gösterebildi ama genel olarak batıdan hangi takım gelirse gelsin 4 maçı kazanan takım Heat olacaktı. Gelmemesi gereken tek takım vardı o da geçen senenin öcünü almak için daha çok bilenen ve basketbolunu çağın ötesine taşıyan Spurs. Heat, ikinci maçı olduğu gibi ilk maçı da kazanabilirdi ancak olmadı. İlk maçı Miami kazansaydı böyle olmazdı diyen bir kesim de var ama Spurs'un bu basketbolu kesinlikle bu sezon yüzüğü hak eden tarafın onlar olduğunu gösteriyor. İyisiyle kötüsüyle bir sezon daha geride kaldı. Altta paylaştığım belgeselde bir bölüm var ki Spurs'ün neden olağanüstü bir takım olduğunu açıklıyor:
-Reporter: Coach, is there anything that you said to Kawhi or anyone else said to Kawhi going into this game that let to this performance?
-Pop: We talked to Kawhi.
-Reporter: And what did you tell him?
-Pop: That's family business!
Bu arada Kawhi Leonard'ın Finallerin MVP'si seçilmesi uzun süre göremeyecceğimiz bir güzellik. Bu yaşta bir oyuncunun bu denli olgun bir basketbol oynaması (oynatılması) Popovich'in değerini bir kez daha gösterdi bize.
13 Haziran 2014 Cuma
Bir iki gün gecikmeyle de olsa spor reklamları tarihinin en yenilikçi ve çığır açacak reklamlarından biri karşınızda. 3D Max programıyla yapılan yeni Nike reklamı bir çok markaya ve reklam şirketine öncülük yapacak.
Reklamın mantıklı bir senaryoyla harmanlanması sayesinde izleyenlere reklam değilde kısa film izliyormuş hissi vermesi açısından da başarılı.
9 Haziran 2014 Pazartesi
Beko Basketbol Ligi Finali: Fenerbahçe Ülker - Galatasaray Liv Hospital, İlk Üç Maça Dair
Bir tarafta bu sezon Euroleague'de çeyrek final oynayan, BBL Finali'ne BJK ve Banvit'i (28-2) yenerek gelen ve kadrosunda Arroyo. Markoishvili gibi önemli isimleri barındıran Galatasaray, diğer tarafta takımın koçluğuna avrupanın en iyi hocalarında Obradovic'i getiren, Euroleague çeyrek finalini ucu ucuna kaçıran ve sezon başında kadrosuna Kleiza, Bjelica ve Zoric'i katarak Euroleague'de Final-Four, BBL'de ise şampiyonluk parolasıyla yola çıkan Fenerbahçe.
Kağıt üstünde bakıldığında Fenerbahçe'nin ağır bastığı bir gerçek fakat sarı-lacivertliler bu sezon istenilen düzeyde basketbolu (Obradovic'e rağmen) bir türlü sahaya yansıtamadı. Özellikle iç saha maçlarında güzel performans gösteren Fenerbahçe için deplasman maçları adeta kabus tadında geçti.
Galatasaray ise tüm sezonu abartısız sakatlıklarla boğuşarak geçirdi. Özellikle Euroleague'de bildiri niteliği taşıyan önemli maçlarda güzel sonuçlar aldı. Galatasaray'ın sorunu ise kadro yetersizliği ve sakatlıklar yüzünden bir türlü ritm tutamaması, bu nedenle lig ve avrupa maçları arasındaki geçişlerde sıkıntı yaşaması oldu.
Ergin Ataman ve Zeljko Obradovic gibi iki ustanın satranç mücadelesi olarak görülen final serisinin ilk maçını kanaryalar adeta domine ederek aldı. Obradovic takımının hücumlarından maksimum verimi almak için oyun temposunu hep en yüksek seviyede tuttu. Savunma ribaundunu alan seti beklemeden fast-breaklerle Galatasaray potasına yüklendi (Bkz. Bo McCalebb 15 sayı, 7 ribaund, 6 asist). Galatasaray'lı oyuncular hızlı hücumlara karşılık transition-defense i iyi uygulayamadılar ve maça genel anlamda ortak olamadan kaybettiler. 1-0
Bir sonraki maça daha iyi hazırlanan Ataman'ın takımı maç temposunu sürekli düşük tutmaya ve hızlı hücumları faullerle kesmeye çalıştı ve Fenerbahçe'nin hızlı hücuma kalkmasını sağlayan ribaundları sürekli tehdit ederek sarı-lacivertlileri yavaşlattılar. Koç Ergin Ataman'ın bu taktiğine Manuchar Markoishvili'nin güzel oyunuda eklenince sarı-kırmızılılar maçın başından sonuna kadar oyuna ortak oldular. Set hücumlarla ayakta kaldılar, son dakikalara geride giren Fenerbahçe'yi kurtaran isim 18 yaşındaki Berk İbrahim Uğurlu oldu. Potaya yaptığı dribblinglerle boşta bulduğu takım arkadaşlarını besleyerek Fenerbahçe Ülker'in maça yeniden ortak olmasını sağladı. Son hücuma 1 sayı önde giren sarı-kırmızılılar topu oyuna sokarken Bo McCalebb'in Markoishvili'den topu çalarak (tartışmalı bir müdahale, karar sizin) smaçlaması maçın dönüm noktasıydı. Galatasaray her ne kadar istediği gibi oynadıysada maçı kaybetti ve seride 2-0 geriye düştü.
Yaklaşık 5 saat önce sona eren mücadelede ise galibiyeti daha çok isteyen (mutlak kazanmak zorunda olan) takım Ataman'ın Galatasaray'ıydı. Maça hızlı başlayan sarı-kırmızılılar farkı kısa sürede 8'e çıkardı ancak moladan güzel setlerle dönen Fenerbahçe maçı bırakmadı ve kısa sürede dengeyi sağladı. İkinci maçta doğru yaptıklarını unutmayan ve onları tekrarlayan aslanlar maçı yine istediği gibi götürdü ancak Melih Mahmutoğlu'nun ekstra katkısı ve Bogdanovic ile Bjelica'nın üçlükleri maçın kopmasına izin vermedi. Kleiza'nın etkisiz kalması ve Zoric'in faul problemine girmesi, sarı-kırmızılılarda ise Markoishvili'nin ikinci yarıdaki iyi oyunu ve Cenk Akyol'un sonlara doğru gelen skor katkısı son dakikaya girilirken maçın Galatasaray'a dönmesini sağladı ve seri 2-1'e geldi.
Salı günü oynanacak maça Galatasaray yine mutlak galibiyet parolasıyla çıkacak zira kaybederlerse Ülker Sports Arena'ya 3-1 yenik durumda gidecekler.
Etiketler:
BBL Playoff,
Beko Basketbol Ligi,
Bo McCalebb,
Carlos Arroyo,
Ergin Ataman,
Euroleague,
Fenerbahçe Ülker,
Final Serisi,
Galatasaray Liv Hospital,
Obradovic,
Şampiyon,
Ülker Sports Arena
1 Haziran 2014 Pazar
Reklamın Hası
Head & Shoulders markasının akıllarda kalıcılık sağlayacak reklamı.
''Kapıdan ne çıkarsa çıksın sarılacağınıza meydan okuyor musunuz?'' sloganıyla bir butona basmanız isteniyor ve kapıdan çıkan ne olursa olsun (şövalye, astronot, çalgıcı, hot dog kıyafetinde animatör) sarılmanız bekleniyor.
Fakat bazı şanslı talihliler hayatlarının fırsatını yakalıyorlar ve onlara Messi'ye sarılma fırsatı veriliyor.
28 Mayıs 2014 Çarşamba
Şampiyonlar Ligi 2013-2014'ün En İyi 20 Golü
Tüm goller güzel fakat İbrahimoviç ve Huntelaar'ın golleri şapka çıkartmalık.
20 Mayıs 2014 Salı
Melo Nereye Gitmeli?
2003 yılı nba draftında 1. tur 3. sıradan seçildiğinde Carmelo Anthony'den herkesin beklentisi, önümüzdeki yıllarda ligin tozunu attıracağı düşünülen LeBron James'i bir nebzede olsa durdurmasıydı. İnsanlara o zaman sorsanız bundan 10 yıl sonra James ve Melo'nun yüzük sayısı ne olur diye? Büyük olasılıkla alacağınız cevap James 4-5, Melo 2-3 olurdu. Fakat işler öyle gitmedi ve bu iki canım kardeşim abiler liginin o kadar kolay olmadığı anladılar. James şampiyonluk adına kendi oyununu ve kafa yapısını hiç beklemediğim bir şekilde (pozitif) değiştirdi. Ancak Melo skor yeteneğinin yanına ekstra 10-15 kilo kas koymaktan öteye gidemedi henüz.
Melo muhteşem bir bileğe sahip olağanüstü bir şütör. Yakın, orta ve uzak mesafelerden fark gözetmeksizin skor üretebiliyor. Lig geneline göre post oyunununda iyi olduğunu söyleyebiliriz. Fakat defansif açıdan ne kalburüstü bir savunmacı ne de iyi bir yardım savunmacısı. Melo'nun zaaf olarak gösterebileceğimiz bir diğer özelliği ise oyunu ön görme yeteneği. Maçın nereye gittiği, nasıl gittiğini, nerede ne yapılması gerektiğini anlamakta diğer süperstarlara göre biraz zorlanıyor. Aklında sürekli sahada sadece skor üretmek için var olduğu düşüncesi var. Bunu ardı ardına kullandığı ve takımın tüm ritmini bozduğu maçlarda çok net bir şekilde anladık zaten.
O yüzden Melo üzerine bir takım kurulacaksa (şampiyonluk için) önce yan elemanlar çok sağlam bir düzenekmişçesine hazırlanmalı. Yani LeBron'a takım kurar gibi, James'i bir ikna edelimde gerisini oluştururuz şeklinde değil, tüm parçaları birleştirdikten sonra çarkın tam ortasına altın bir kalp gibi Melo'yu yerleştirmek gerekir.
Şuan için konuşulan takımlar arasında Bulls, Mavs, Lakers ve Rockets var. Kanımca Rockets ve Lakers kesinlikle yanlış tercih olur. Lakers şuan bir ton çatlak skorere sahip ne olacağı belirsiz ve yenilenme aşamasında. Rockets ise Harden gibi savunmayı aksatabilen ve Melo tarzı iç ve dış skor gücünü kullanan bir oyuncuya sahip. Houston'ın çokta iyi bir savunma takımı olmadığı açık ve Melo'nun gelişiyle ne kadar sayı bulurlarsa bulsunlar oyunun defansif bölümünde hep bir sıkıntıları olacaktır.
Carmelo için en ideal iki takım Bulls ve Mavs. Melo'yla başarı yakalamanın en önemli iki kuralı;
- Bu takım Melo'nun topla gereğinden fazla oynamasına ve sürekli oyun kurmasına müsaade etmemeli (Melo oyunu kuran değil bitirici olmalı) (Hem pota altında hem de dışarıda oyun kurabilecek oyuncusu olmalı)
- Takımın çok sert ve belli bir eşiğin asla altına düşmeyen bir savunma anlayışı olmalı (Melo'nun defansta açıkları kapatılmalı, kafası rahat olmalı)
Bu iki kural göz ardı edilirse Knicks'teki olayları baştan sona yine yaşarsınız. Sanırım nba takip eden herkesin aklına bu iki kuralı görünce direkt olarak Bulls gelmiştir. Chicago Melo için biçilmiş kaftan. Zaten Melo'dan önce Luol Deng ile anlattığıma benzer bir oyun stiline sahiplerdi. Deng savunmada Melo'dan çok daha aktif fakat ofansif açıdan hiçbir zaman Melo ayarında bir skorer olmadı. Bulls Wizards kaşısındada Melo gibi bir skorerin eksikliğini hisseti. Hazır Luol Deng'i de sezon içinde postalamışken boşalan SF pozisyonuna ekleyeceğiniz Melo'yla elinizdeki kadro Rose, Butler, Melo, Boozer ve Noah olur.
Boozer ve Noah pota altında her zaman oyun kurulmasına katkıda bulunurlar. Rose ligin en iyi skorer guardları içinde başları çekiyor, Jimmy Butler ise oyunun iki yönündede kendini geliştirmeye devam eden özellikle defansta tuttuğu oyuncuya kabuslar yaşatabilen bir savunmacı. Yardım savunmasındada bir o kadar etkili. Bu durumda takımın tek eksiği durdurulamaz bir skorer. Özellikle playofflarda maç sonunda topu verebileceğiniz Rose ve Melo gibi iki oyuncunuz olursa çeşitli varyasyonlarla rakibin aklını alırsınız.
Phil Jackson'ın GM koltuğuna gelişiyle Melo'nun Knicks'te kalacağıda konuşuluyor. Benim tahminin ya Knicks çok iyi bir kadro kurarak Melo'yu elinde tutar yada Melo son kurşunlarını Bulls forması altında atar.
Etiketler:
Carlos Boozer,
Carmelo Anthony,
Chicago Bulls,
Derrick Rose,
Free Agent,
Jimmy Butler,
Joakim Noah,
Knicks,
Lakers,
Lebron James,
Mavericks,
Nba,
Nba 2014,
Phil Jackson,
Rockets,
serbet oyuncu,
transfer
8 Mayıs 2014 Perşembe
Twitter Effect
Arsenal'li oyuncular, twitterdan kendileri hakkında yapılan eleştirilere bir program aracılığıyla böyle eğlenceli cevaplar vermişler.
- Mitchel Cooper: Hesapladım, süt Mertesacker'den daha çabuk dönüyor!
- Sam Kaye: Podolski ahır kapısını bile vuramaz!
- Joe Wilson: Dadım bile Arteta'dan iyi penaltı kullanır!
7 Mayıs 2014 Çarşamba
Barajın Altından
Son yıllarda sık sık karşılaştığımız bir serbest vuruş taktiği (özellikle ceza sahasının hemen dışındaki serbest vuruşlarda) olan; topu barajın altından göndermeye örnek bir çözüm uygulamış Ponte Preta takımı. FAKAT... :)
Etiketler:
baraj,
brezilya ligi,
güzel gol,
ponte preta,
serbest vuruş,
taktik
2 Mayıs 2014 Cuma
LeBron James'i Çizmek
LeBron James'de olsan gider bu yeteneğin elini öpersin.
1 Mayıs 2014 Perşembe
Fruitvale Station
Gerçek bir hikayeden esinlenilen filmler bana hep daha cazip gelmiştir fakat, ellerinde olayla ilgili bir video olması yönetmenin işini o kadar kolaylaştırmışki sahneyi neredeyse bire bir çekmişler. Olay Amerika'da çok konuşulmuştu ki konuşulması çok normal, bir vatandaşı çat diye vurmak normal birşey değil.
Filmle ilgili tek negatif eleştirim, filmi sonuna bağlamak için biraz fazla uzatmışlar.
Oscar Grant'in vurulduğu (filme konu olan) video:
Icardi Hadisesi
Eski Barcelona'lı futbolcu Maxi Lopez eşini eski takım (Sampdoria) arkadaşı Mauro Icardi'ye kaptırdı daha doğrusu eski eşi zamanında yakın arkadaşı olan Mauro Icardi'yle flört etmeye başladı. Bazıları için arkadaşlığı bitirmeye bu bile yeterli olabilir fakat dahası var. Icardi bu olayın üstüne Lopez'in oğluyla çekildiği bir fotoğrafı twittera koydu. Bizim buralarda bu adam öldürme sebebidir fakat onların modernizm yaklaşımından dolayı durum farklı oluyor.
Şekil A (Protesto):
Icardi'nin bizim örf ve adetlerimize ters olan bu davranışından sonra twitterda türk kullanıcılar tarafından Maxi Lopez'i gaza getirme kampanyası başlatıldı.
''Lopez reis arkandayız'' ''Git ve o çocuğu buraya getir'' ''Maxi Lopez'in askerleriyiz'' gibi paylaşımlarla ırkımızın bu gibi bir durumda neler yapabileceğininde görmiş olduk.
Bu kadar olaya rağmen benim bu Icardi olayında en çok ilgimi çeken kare şu oldu:
Etiketler:
Aldatma,
Barcelona FC,
Inter,
Mauro Icardi,
Maxi Lopez,
Sampdoria
16 Nisan 2014 Çarşamba
Top Saklama
İnsanın al eve götür diyesi geliyor.
9 Nisan 2014 Çarşamba
Efsane
Etiketler:
David Coulthard,
efsane,
F1,
Formula 1,
McLaren,
yarış,
yerçekimsiz ortam
Oscar'a Aday Olmuş En Kısa Film
Metafor cisimlerle dolu, yaratıcılık abidesi muhteşem bir kısa film. 2 dakikanıza değecek.
All Hail The King of Dunk; Gerald Green
Yıllardır Nba'in göçebe oyuncularından (D-League, Celtics, Wolves, Rockets, Mavs, Nets, Pacers, Suns) olan Gerald Green'in sadece spektaküler smaçlar yapmadığını aynı zamanda bir o kadar verimli bir oyuncu olabileceğini bu sene öğrenmiş bulunuyoruz. Fakat oyunuyla olmasada bir kategoride Nba'in (dünyanın) en iyisi olmakta güzel birşeydir heralde.
8 Nisan 2014 Salı
Takım Dövüşü
MMA'de takım dövüşü şampiyonası başlatılmış. Vahşice ama izlemesi bir o kadar keyifli.
28 Mart 2014 Cuma
Nou Camp ve Santiago Bernabeu'nün Değişimi ile Yeni Stad Projeleri
Barca taraftarı olmama rağmen Santiago Bernabeu'nün projesinin muhteşem olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Uzay istasyonunu andıran çağın ötesinde bir mimarisi var.
26 Mart 2014 Çarşamba
2 Mart 2014 Pazar
The Answer
Dün gece Allen Iverson'ın 3 numaralı forması Wells Fargo Center'da emekli edildi. O çok özel bir oyuncuydu. Hele benim için yeri çok ayrıydı. Daha önce bu konuyla alakalı yazmıştım zaten. Pek ağlayan, ağlamayı seven bir insan değilim ama insan çocukluğunun idolunün basketbolu tam anlamıyla bıraktığını onu bir daha oynarken izleyemeyeceğini düşününce ağlıyor ister istemez. Bir yandan da düşünüyor ''Iverson da bıraktıysa yaşlanmışız be. Zaman nasıl bu kadar çabuk geçti?'' Keşke elinden gelsede sonsuza dek oynasa. Iverson'la ilgili daha önce çok duygulandığım an oldu ( finallerde kaybedince ağlaması, Sixers onu yolladıktan basın açıklaması yaparken gözlerinin dolması, ve tekrar Sixers'a döndüğünde stadın ortasındaki amblemi öpmesi) ama bu çok farklı. Takımını neredeyse tek başına finallere taşıyan, basın açıklamalarında herkesi güldüren, bir dönemin basketbol hip-hop ikonu olan, haberlede her gün yeni bir sansasyonla yer alan, tek bir hareketiyle savunmacısının yerleri süpürmesine neden olan o süper yıldız bir daha basketbol oynamayacak. Zaten yıllardır oynadığı yoktu ama bu iş resmileştirdi adeta. Yolu açık olsun. Bu oyuna azıcıkta olsa gönül veren kimse onu unutmayacak.
28 Şubat 2014 Cuma
La Masia
Barcelona'nın ''Mes Que Un Club'' yani ''Bir Klüpten Daha Ötesi'' sloganını duymayan yoktur. Peki neden? Neden Barcelona bir klüpten daha öte?, Neden bu slogan Nou Camp'ın ortasında kocaman harflerle yazıyor? Dünyada ki tüm takımların taraftarları biz sadece bir klüp değiliz daha büyük bir şeyiz (daha çok bizim ülkemizin taraftarlarından duyarız bunu) anlatılamaz diyor ama sadece Barcelona bir klüpten öte olarak kabul ediliyor?
Çünkü Barcelona bir kültürdür, Barcelona FC ise bu kültürün bir takımda can bulmuş halidir. Barcelona şehrindeki insanlar bilgiye, kültüre, geleneklere ve tarihlerine çok bağlıdırlar. İşte bunun içindir ki küçük futbolcu kardeşlerimizin ebeveynleri çocuklarını Barcelona altyapısına göndermek ister. Bu altyapıyı diğerlerinden ayıran en önemli unsur verdikleri futbol dışı eğitim ve kişisel gelişim imkanlarıyla artık bir gelenek halini almış olmasıdır. Hani birinin çok iyi bir eğitim aldığını vurgulamak için ''Harvard'da mı okumuş?'' deriz ya La Masia'da bu lafın futboldaki karşılığı işte.
La Masia 1702 yılında bir çiftlik evi olarak kurulmuş, fakat Johan Cruyff'un tavsiyesi üzerine şuan dünyanın en büyük futbol akademisi halini almış. Dünyanın her yanından en yetenekli genç yıldızlar belli yaşlarda buraya katılıyor. Genel olarak eğitime 7-10 yaş arasında çocukları alıyorlar. Dünya genelinde La Masia adına çalışan onlarca yetenek avcısı var. Burada ufaklıklar sadece futbol oynamayı öğrenmiyorlar, aynı zamanda eğitim, zeka gelişimi ve sosyal açıdan kendilerini geliştirmeyi de öğreniyorlar. Guardiola, Messi, Xavi, Iniesta gibi futbolları yeteneğe dayalı olduğu kadar zekaya da dayalı olan futbol adamlarından anlayabiliriz bunu. Aynı zamanda yaptıkları açıklamalarla ve röportajlarından da anladığımız kadarıyla bir o kadar da saygılı ve mütevazi insanlar. İşte La Masia'da futbol dışında şehrin kültür akışının tamamını içine çeken ufaklıkların şimdilerde futbol sektörünü domine etmesinin temelinde aldıkları bu iyi eğitim var. Yıllardır söyleniyoruz ''Neden abi? Neden bizden böyle adamlar çıkmıyor?'' Barcelona bu oyunculara 10-15 sene sabrediyor, tam bir insan olarak gelişimlerini tamamlamalarını bekliyor. Düzenli bir hayat yaşamalarını sağlıyor. Profesyonel olmayı öğretiyor ve en sonunda bu sektöre bağışlıyor. Bu sayede kendi giderlerinide karşılamış oluyor.
La Masia'nın Müdürü Carles Folguera; ''Gençlerle her konuda konuşuyoruz, her türlü konuda gereken eğitimi ve bilinci aşılamaya çalışıyoruz. Ama aynı zamanda onlarında gerçekten profesyonel olmak istiyorlarsa çok çalışmaları gerektiklerinide bilmelerini istiyoruz'' demiş ve eklemiş ''Buradaki gençler teknik direktöre ve aşçıya aynı saygıyı göstermeyi öğreniyorlar, ayrıca eğitim müfredatımızda cinsel eğitim, uyuşturucu, başarılı olmak için çalışma ahlakı ve şöhret konuları var.''
La Masia'nın dünya futboluna armağan ettiği isimler arasında; Messi, Xavi, Iniesta, Guardiola, Pedro, Krkic, Puyol, Pique, Fabregas, Thiago, Valdes, Motta, Jordi Alba, Dos Santos, Luis Milla, Gabri, Pedro ve daha bir çok isim var.
Bu yazıyı yazmamın bir diğer nedeni ise daha önce yazdığım geleceğin yıldızı olarak gösterilen Alen Halilovic instagram hesabından Barcelona'yla anlaştığını duyurmuş. Şimdiden hayırlı olsun. Belki diğer oyuncular kadar çok La Masia'da kalmayacak ama oranın kokusunu bile çekmek yeter.
Bu yazıyı yazmamın bir diğer nedeni ise daha önce yazdığım geleceğin yıldızı olarak gösterilen Alen Halilovic instagram hesabından Barcelona'yla anlaştığını duyurmuş. Şimdiden hayırlı olsun. Belki diğer oyuncular kadar çok La Masia'da kalmayacak ama oranın kokusunu bile çekmek yeter.
Etiketler:
Alen Halilovic,
Barcelona FC,
Carles Folguera,
Dos Santos,
Fabregas,
Guardiola,
Iniesta,
Krkic,
La Masia,
Lionel Messi,
Luis Milla,
Mes Que Un Club,
Motta,
Nou Camp,
Pedro,
Pique,
Puyol,
Thiago,
Valdes,
Xavi
Maskeli Kahraman
Heat'in Thunder'ı deplasmanda yendiği maçta sezonun en iyi performanslarından birini sergileyen James'in, Ibaka'nın üzerinden vurduğu smaç sırasında suratına aldığı darbe sonucu burnu kırılmıştı. Ardından oynanan Bulls maçını kaçıran James dün gece Knicks maçına koruma maskesiyle çıktı.
Etiketler:
Alonzo Mourning,
Amare Stoudemire,
Chris Paul,
James Worthy,
Joe Johnson,
Kareem Abdul-Jabbar,
Kirk Hinrich,
Kobe Bryant,
Kyrie Irving,
Lebron James,
Maske,
Richard Hamilton,
Tony Parker,
Zydrunas Ilgauskas
26 Şubat 2014 Çarşamba
It's Time!
Aylardır beklenen güne ulaştık nihayet. Kuralar çekildiğinden beri bugünü beklemeyen bir tane Galatasaray taraftarı (türk futbolunu seven ve saygı duyan diğer takımlarımızın taraftarlarıda destekçidir sanırım) yoktur heralde. Mourinho ve Mancini'nin basın yoluyla birbirlerine yaptıkları göndermeler, Drogba'nın Chelsea ile olan mazisi ve 2000 yılında İngilizlerle olan vukuatlarımız. Bunların hepsi bu eşleşmeyi heyecanlı kılan etkenler ama en önemli kriter, bir futbol takımının klüpler düzeyinde alabileceği en büyük kupanın ''Şampiyonlar Ligi Kupası'' olması.
25 Şubat 2014 Salı
Messi'nin Ulaştığı Mertebe
19 Şubat 2014 Çarşamba
Kevin Hart
Amerikalı ünlü komedyen Kevin Hart büyük bir nba hayranı olmasıyla ünlü. Öyle ki son filmi ''Ride Along'' filminin tanıtım videolarından birini komik bir nba temasıyla çekti. Videoda, bir çok ünlü nba oyuncusunu görmek mümkün; Andre Iguodala, Carmelo Anthony, Chris Paul, Kobe Bryant.
16 Şubat 2014 Pazar
Nerede O Eski Bayramlar
İşte büyüklerimiz için o eski bayramlar ne ise, bizim gibi uzun vadeli basketseverler içinde smaç yarışması o. Dün yapılan 2014 smaç yarışmasını izleyenleriniz var ise bu yazıyı neden yazma gereği gördüğümü anlamıştır sanırım. Berbat, tatsız tutsuz, sıradan ve sönük. Bu kelimeler dün yapılan yarışmayı tam anlamıyla anlatan sözcükler. Özellikle yarışmaya getirilen yeni formatın tüm eğlenceyi ve işin heyecanını aldığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Yeni formatın kuralları şöyle;
- Yarışma toplam 6 katılımcıyla yapılacak
- Yarışmacılar 3'er kişiden oluşan takımlar halinde doğe ve batı olarak ayrılacak
- İlk 90 saniye sürecek ve serbest olacak takımlar isteği gibi istediği sayıda smaç yapacak
- Jüri ilk turun galibini belirledikten sonra, galip takım ikinci tura kimin başlayacağını seçecek
- İkinci turda batı ve doğu takımlarının her oyuncusu karşı takımdan biriyle rakip olacak
- Eşleşme galipleri jüri tarafından seçilecek ve toplamda 3 galibiyete ulaşan takım kazanacak
- Kazanan takımın yarışmacılarının smaçları halk oylamasına sunulacak ve şampiyon belirlenecek
Bu yarışmanın özü basitliğinde. Biz smaçtan önce görsel şov istemiyoruz, ya da dakikalarca konuşma, sadece oyuncunun topu yeryüzünde yaşayan kimsenin yapamayacağını düşündüğümüz bir şekilde o potaya basmasını istiyoruz. Futbolda bir laf vardır ya hani ''şov yapma, topunu oyna'' tam bu durum için geçerli işte.
Bu kadar laf ettim ama John Wall'ın hakkınıda yedirmem kimseye. Tamam boyu kısa o yüzden daha estetik görünüyor olabilir ama maskotun üstünden geçtikten sonra topu aşağı indirip sonra ters basmak nedir abicim? (Bunu iki elle yaptığını da unutmamak gerekir)
Bu kadar laf ettim ama John Wall'ın hakkınıda yedirmem kimseye. Tamam boyu kısa o yüzden daha estetik görünüyor olabilir ama maskotun üstünden geçtikten sonra topu aşağı indirip sonra ters basmak nedir abicim? (Bunu iki elle yaptığını da unutmamak gerekir)
Dünkü yarışmadan ve eski güzel bayram tadında smaç yarışmalarından bazı görüntüler var aşağıda. Buyrun efenim;
2014
2014
Oldies but goldies
ESPN tarafından 2000 Vince Carter (kişisel favorim) için yapılmış kısa ama güzel bir video
Etiketler:
Adam Silver,
All-Star,
Caner Eler,
East,
John Wall,
Julius Erving,
Kaan Kural,
Michael Jordan,
Slam Dunk Contest,
Smaç Yarışması,
T-Mac,
Terrence Ross,
Tracy McGrady,
Vince Carter,
West
13 Şubat 2014 Perşembe
Mount Rushmore
Bilmeyenler için açıklayayım. Mount Rushmore, Amerika'nın Güney Dakota eyaletinde bulunan Rushmore Dağı'nın Black Hills isimli kayalık tepelerinde bulunan ve dört Amerikan başkanının devasa heykellerinden oluşan anıt(George Washington, Theodore Roosevelt, Thomas Jefferson, Abraham Lincoln). Bu hafta içinde LeBron NBA TV için Steve Smith'e verdiği bir röportaj sırasında Nba'in Mount Rushmore'unu kimlerin oluşturduğu soruldu ve LeBron;
- Michael Jordan
- Larry Bird
- Magic Johnson
- Oscar Robertson
Yanıtını verdi. Ardından Steve Smith ''Peki kariyerin bittiğinde sen bu dörtlünün içinde olacağını düşünüyor musun?'' sorusunu sordu ve LeBron duraksamadan ''Evet'' dedi. Bunun üzerine hafta boyunca LeBron'un gerçekten Nba'in en iyi 4 oyuncusundan biri olup olmadığı ya da olup olamayacağı yazıldı çizildi.
Kim ne derse desin, LeBron James Nba tarihinin en büyük oyuncularından biridir ve kariyerinin sonuna geldiğinde yalnızca Mount Rushmore'da değil onun tepesinde bile olabilir. Bu sıralamadaki oyuncuların hepsi çok değerli ve kendini kanıtlamış oyuncular fakat James'in onlardan aşağı kalır hiç bir yanı yok.
LeBron James bu sene %57,1 ile hücum ediyor ve son yedi yılda her sene şut yüzdesi bir önceki seneden daha yükselerek ilerledi. Bir SF'nin %57,1'le hücum etmesi rakipler için ne kadar korkunç düşünebiliyor musunuz? LeBron bunun yanında maç başına 7 ribaund, 6.6 asist ve 1.5 top çalmayla oynuyor. Şut yüzdesi etkinliğinde %61,1 ile Kevin Durant'ın önünde lig birincisi durumunda. Özellikle öyle akıl almaz bir istatistik var ki! LBJ bu sene pota altından %75 ile bitiriyor. Ortalama bir pota altı oyuncusunun yüzdesinden çok daha yüksek bir yüzde.
LeBron, her ne kadar All-Star arasına iyi girmek istiyoruz dese de son iki maçta performansının yükselmesinin asıl nedeni bu röportaj hakkındaki konuşmaları susturmak olabilir. Öyle ki dün gece Andre Iguodala'nın üzerinden öyle bir ''Game Winner'' soktu ki Warriors koçu Mark Jackson: "We witnessed greatness. A special player and an all-time great who made a big shot". ''Mükemmeliğe tanık olduk. Böylesi büyük bir şutu ancak özel ve tüm zamanların en iyi oyuncuları sokabilir'' dedi.
LBJ'in şut tablosuna buradan ulaşabilirsiniz. James kariyeri bittiğinde değil şuan bile Nba'in Mount Rushmore'unda kendine yer bulabilir. Tahminimce kariyeri bittiğinde sadece Michael Jordan ile kıyaslanacak gerisi zaten hikaye.
9 Şubat 2014 Pazar
Golcü Hannibal
Daha sonraları bildiğiniz gibi Premier League'e transfer oldu. Bay Vukuat burada da uslu durmadı ve ManU ile oynanan derbi sırasında rakibi Patrice Evra'ya 'Negro' zenci anlamına gelen aşağılayıcı kelimeyi kullandı. Her ne kadar önce Evra'nı kendisine 'Latino' dediğini iddia etse de bu onu haklı çıkarmadı ve 8 maç ceza aldı.
Bu cezanın ardından ManU'yla oynanan daha sonraki bir maçta Evra'nın elini sıkmayarak tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bunu izleyen aylarda kendini yere atarak düdük kollamak ve eliyle gol atmak gibi bir çok olaya imza attı Uruguay'lı yıldız.
Son olarak geçen yıl nisan ayında Chelsea ile oynanan maç sırasında Branislav Ivanovic'i kolundan ısıran Suarez artık kendi takımına bile yeter dedirtmişti. Fakat bu sene başında Brendan Rogers takımı saldırgan forveti üzerine kurmak istediğini açıklamıştı ve öylede yaptı. Suarez'in golcülüğüne zaten edecek laf yok ama bu sene öyle bir futbol oynuyor ki, bu performansı sürekli gösterecek olsa Messi, Ronaldo, İbrahimoviç'in isimlerinin yanında kendi isminide okutabilir.
Son olarak geçen yıl nisan ayında Chelsea ile oynanan maç sırasında Branislav Ivanovic'i kolundan ısıran Suarez artık kendi takımına bile yeter dedirtmişti. Fakat bu sene başında Brendan Rogers takımı saldırgan forveti üzerine kurmak istediğini açıklamıştı ve öylede yaptı. Suarez'in golcülüğüne zaten edecek laf yok ama bu sene öyle bir futbol oynuyor ki, bu performansı sürekli gösterecek olsa Messi, Ronaldo, İbrahimoviç'in isimlerinin yanında kendi isminide okutabilir.
Sadece gol atmıyor, yaptığı asistlerle de takımına katkı sağlıyor, ceza sahasını ve yakınlarını domine diyor, topsuz koşularla defansın dengesini bozuyor alan boşaltıyor, savaşıyor, koşuyor, basıyor, orta sahaya kadar yardıma geliyor, yeri geliyor oyun kuruyor. Uruguay'lı bu sene 'kazanmak' için oynuyor ve başarıyorda. Son bir kaç yıl Liverpool için çok kötü geçmişti ama bu sene yeni yapılanmış ve gençleşmiş kadrosuyla ilk üç sıraya kafa tutuyorlar. Bunda da en büyük pay Suarez'e ait. Ligde 23 golle en yakın rakibi Liverpool'dan takım arkadaşı Sturridge ve City'li Aguero'nun 8 gol önünde yer alıyor. Asist sıralamasında ise 8 asistle Rooney ve Mesut Özil'le birinciliği paylaşıyor. En önemlisi Suarez'in vukuatlarına bu sene son vermiş gibi duruyor. Umarım kendini sadece futbola vermeye devam eder ve bir gün Ballon d'Or ödülüne aday olur. Geçtiğimiz günlerde Ballon d'Or'u alan Cristiano Ronaldo'nun geçen sene prestiji olan hiç bir kupayı alamamış olmasına bakarsak bu performansla kupa kaldırmasa bile seneye Suarez Ballon d'Or'u evine götürebilir. (Yaptığı etik dışı hareketlerle çoğu insanın antipatisini kazanmış olması büyük handikap ama neden olmasın)
Etiketler:
Aguero,
Ajax,
Ballon d'Or,
Branislav Ivanovic,
Football,
Hannibal,
İbrahimoviç,
Liverpool,
Luis Suarez,
Manchester United,
Messi,
Mesut Özil,
Otman Bakkal,
Patrice Evra,
Premier League,
Ronaldo,
Sturridge,
Uruguay
30 Ocak 2014 Perşembe
Altyapı ve Gençleşme
Galatasaray'ın hatta Türk Futbolunun yıllardır kanayan yarası sol bek. Devre arasına girildiği sıralarda herkes bu transfer döneminde artık Galatasaray'ın o mevkiye bir takviye yapmasını bekliyordu. Zaten yönetimde daha transfer dönemine girmeden kara vermişti kimin alınacağına. Sonuç olarak beklenen transfer gerçekleşti ve Alex Telles ile imzalandı.
Fakat bu transfer döneminde bundan çok daha önemli bir şey oldu. Galatasaray'ın adı bir anda dünyanın her yerinden genç oyuncularla anılmaya başlandı. Bazıları direk A takıma, bazıları da A2 takımda gelişmesi için düşünülen isimlerdi. Galatasaray'ın bu gençleşme projesi biraz uzun vadeli olarak görülsede yeni futbol düzeni açısından çok mantıklı hatta geç kalınmış bir karardı. Yeni transfer kuralları gereği artık takımlar eskisi gibi önüne gelen oyuncuya aklını döndürecek rakamlar önerip takıma katamayacak. Kendi gelirlerine göre belli oranlarda transfer parası önerebilecekler.
Paranın en büyük sıkıntı olduğu bu sektörde kulüplerin gelişimi temel olarak iki başlığa bağlı; oyuncu satmak ve prestijli şampiyonalarda başarı sağlamak (bu aynı zamanda takımın sponsor kazanmasına yardımcı olur). Peki futbolculara bu kadar astronomik fiyatların ödendiği bu dönemde türk takımları neden altyapılarından oyuncu çıkartmıyorlar ya da bu işe yatırım yapmıyorlar. Hemen söyleyeyim, çünkü bu iş zaman ister, yatırım ister, uğraştırır. Bizim ülkemizde takımlar genellikle günü kurtarmak için hamleler yaparlar. Zaten gelirlerin giderlere göre az olduğu bu dönemde bir de altyapıya para harcayarak 1-2 seneyi kurtarmak için alınabilecek vakti dolmuş yıldızlara verilecek paralardan mahrum olmak istemezler. Paraları saçtıktan sonra başarı gelmezse de istifa edip haydi bu döküntüyle uğraşın şimdi der ve elinize bırakırlar.
Biraz düşünmek gerekiyor bu kadar geliri olan dünya kulüpleri istedikleri oyuncuyu alabilecek durumdayken neden hala altyapıya veya takıma genç oyuncu almaya çalışıyorlar? Cevabı basit, çünkü genç oyuncu aynı zamanda bir piyangodur kendini beklenenin üstünde geliştirirse hem kulübüne başarı hem gelir sağlayabilir.
Borussia Dortmund, uzun bir süre sessiz kaldıktan sonra bir anda patlamasını neye borçlu sizce. Altyapı organizasyonuna tabii ki. Ajax yıllarca avrupa kulüplerine oyuncu satarak gelir elde eden bir kulüpken, eskisi kadar genç yetenek çıkaramadığı bu dönemde yerinde sayan bir kulüp olmasının nedeni de konumuzla paraleldir.
Türkiye'de Galatasaray'ın başlattığı büyük çaplı altyapı projesi modelini diğer kulüplerinde örnek almasını dilerim. Bu sayede belki 3-5 sene içinde değil ama 10-15 sene içinde altyapılarından maximum verimi alacaklardır. Altyapının Milli Takımlar düzeyindeki etkisini o zaman daha iyi anlarız bence. Gelişmekte olan bir ligiz, bu süreci hızlandırmak ve kolaylaştırmak bizim elimizde. Eğer Türkiye'de futbol kültürünün sadece maç izlemekten ibaret olması istenmiyorsa her sektörde olduğu gibi geleceğe yatırım yapılmalıdır. Bu da gençlerden başlar.
28 Ocak 2014 Salı
Vefalı Celtics
Boston Celtics, sene başında Nets'e gönderdiği Kevin Garnett ve Paul Pierce'a o kadar güzel bir tribute yaptı ki izlerken kendimi zor tuttum. Celtics'in Nba'in en köklü taraftarlardan birine sahip
26 Ocak 2014 Pazar
Haftalık
Artık son sene eşşeklik yapmayayım okulu bitireyim dedim kafamı notlara gömüp ders çalıştım ve her gün başka bir olay oldu. Bir kalkıyorum Melo 62 atmış, bir kalkıyorum Terrence Ross 51 atmış, Chandler Parsons bir yarıda 10 üçlük yollamış,
Bu arada tek değişmeyen şey Durant. 2-3 haftadır 50-40-30 larda dolanıyor. Tamam Westbrook yok ama bu kadarda abartmamak lazım.
All-Star ilk beşleride belli olmuş olmasına ama iki konferansın ilk beşindede pivot yok. Özellikle doğuda Lebron-Melo takımın pota olarak düşünülürse biraz komik. Her ne kadar şov maçıda olsa oraya bir tane pivot koyun arkdaşım.
Bu şarkıda sınav dönemini bitirmiş, kafası rahat (şimdilik) gençlere gelsin;
12 Ocak 2014 Pazar
First Nickname Jersey Game
İki gece evvel Nba tarihinde yine bir ilk yaşandı. Nba'de ilk defa ''Nickname'' formalarıyla bir maç yapıldı. LeBron'un arkasında 'James' yerine 'King James', KG'nin arkasında 'Garnett' yerine 'Big Ticket' yazıyordu.
Doğal olarak bu maç Nba tarihinde bir yer edineceği için iki takım oyuncularıda ellerinden geleni yaptılar. Brook Lopez, Deron Williams ve Dwyane Wade gibi yıldızların oynamadığı maçı uzatmalarda Nets aldı.
Maçın Özeti;
Forma İsimleri;
Etiketler:
B-Easy,
Barclays Center,
Big Ticket,
Birdman,
Brooklyn Nets,
CB,
Cole Train,
D-Wade,
D-Will,
Fight,
First,
History,
Jay-Z,
Jersey,
JJ,
King James,
Lebron James,
Miami Heat,
Nickname,
Truth
8 Ocak 2014 Çarşamba
Answer For A Life
Etiketler:
76'ers,
Allen İverson,
Basketball,
Bucks,
Headband,
Kanal D,
Lakers,
Nba,
Ray Allen,
Shaq,
Sleeve,
The Answer
7 Ocak 2014 Salı
Roxanne
Bazı şarkılar hiç eskimez klişesi vardır ya, hah bu onlardan işte.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




























