28 Şubat 2014 Cuma

La Masia


Barcelona'nın ''Mes Que Un Club'' yani ''Bir Klüpten Daha Ötesi'' sloganını duymayan yoktur. Peki neden? Neden Barcelona bir klüpten daha öte?, Neden bu slogan Nou Camp'ın ortasında kocaman harflerle yazıyor? Dünyada ki tüm takımların taraftarları biz sadece bir klüp değiliz daha büyük bir şeyiz (daha çok bizim ülkemizin taraftarlarından duyarız bunu) anlatılamaz diyor ama sadece Barcelona bir klüpten öte olarak kabul ediliyor?


Çünkü Barcelona bir kültürdür, Barcelona FC ise bu kültürün bir takımda can bulmuş halidir. Barcelona şehrindeki insanlar bilgiye, kültüre, geleneklere ve tarihlerine çok bağlıdırlar. İşte bunun içindir ki küçük futbolcu kardeşlerimizin ebeveynleri çocuklarını Barcelona altyapısına göndermek ister. Bu altyapıyı diğerlerinden ayıran en önemli unsur verdikleri futbol dışı eğitim ve kişisel gelişim imkanlarıyla artık bir gelenek halini almış olmasıdır. Hani birinin çok iyi bir eğitim aldığını vurgulamak için ''Harvard'da mı okumuş?'' deriz ya La Masia'da bu lafın futboldaki karşılığı işte.

La Masia 1702 yılında bir çiftlik evi olarak kurulmuş, fakat Johan Cruyff'un tavsiyesi üzerine şuan dünyanın en büyük futbol akademisi halini almış. Dünyanın her yanından en yetenekli genç yıldızlar belli yaşlarda buraya katılıyor. Genel olarak eğitime 7-10 yaş arasında çocukları alıyorlar. Dünya genelinde La Masia adına çalışan onlarca yetenek avcısı var. Burada ufaklıklar sadece futbol oynamayı öğrenmiyorlar, aynı zamanda eğitim, zeka gelişimi ve sosyal açıdan kendilerini geliştirmeyi de öğreniyorlar. Guardiola, Messi, Xavi, Iniesta gibi futbolları yeteneğe dayalı olduğu kadar zekaya da dayalı olan futbol adamlarından anlayabiliriz bunu. Aynı zamanda yaptıkları açıklamalarla ve röportajlarından da anladığımız kadarıyla bir o kadar da saygılı ve mütevazi insanlar. İşte La Masia'da futbol dışında şehrin kültür akışının tamamını içine çeken ufaklıkların şimdilerde futbol sektörünü domine etmesinin temelinde aldıkları bu iyi eğitim var. Yıllardır söyleniyoruz ''Neden abi? Neden bizden böyle adamlar çıkmıyor?'' Barcelona bu oyunculara 10-15 sene sabrediyor, tam bir insan olarak gelişimlerini tamamlamalarını bekliyor. Düzenli bir hayat yaşamalarını sağlıyor. Profesyonel olmayı öğretiyor ve en sonunda bu sektöre bağışlıyor. Bu sayede kendi giderlerinide karşılamış oluyor.

La Masia'nın Müdürü Carles Folguera; ''Gençlerle her konuda konuşuyoruz, her türlü konuda gereken eğitimi ve bilinci aşılamaya çalışıyoruz. Ama aynı zamanda onlarında gerçekten profesyonel olmak istiyorlarsa çok çalışmaları gerektiklerinide bilmelerini istiyoruz'' demiş ve eklemiş ''Buradaki gençler teknik direktöre ve aşçıya aynı saygıyı göstermeyi öğreniyorlar, ayrıca eğitim müfredatımızda cinsel eğitim, uyuşturucu, başarılı olmak için çalışma ahlakı ve şöhret konuları var.''


La Masia'nın dünya futboluna armağan ettiği isimler arasında; Messi, Xavi, Iniesta, Guardiola, Pedro, Krkic, Puyol, Pique, Fabregas, Thiago, Valdes, Motta, Jordi Alba, Dos Santos, Luis Milla, Gabri, Pedro ve daha bir çok isim var.

Bu yazıyı yazmamın bir diğer nedeni ise daha önce yazdığım geleceğin yıldızı olarak gösterilen Alen Halilovic instagram hesabından Barcelona'yla anlaştığını duyurmuş. Şimdiden hayırlı olsun. Belki diğer oyuncular kadar çok La Masia'da kalmayacak ama oranın kokusunu bile çekmek yeter.

Maskeli Kahraman


Heat'in Thunder'ı deplasmanda yendiği maçta sezonun en iyi performanslarından birini sergileyen James'in, Ibaka'nın üzerinden vurduğu smaç sırasında suratına aldığı darbe sonucu burnu kırılmıştı. Ardından oynanan Bulls maçını kaçıran James dün gece Knicks maçına koruma maskesiyle çıktı.

26 Şubat 2014 Çarşamba

It's Time!


Aylardır beklenen güne ulaştık nihayet. Kuralar çekildiğinden beri bugünü beklemeyen bir tane Galatasaray taraftarı (türk futbolunu seven ve saygı duyan diğer takımlarımızın taraftarlarıda destekçidir sanırım) yoktur heralde. Mourinho ve Mancini'nin basın yoluyla birbirlerine yaptıkları göndermeler, Drogba'nın Chelsea ile olan mazisi ve 2000 yılında İngilizlerle olan vukuatlarımız. Bunların hepsi bu eşleşmeyi heyecanlı kılan etkenler ama en önemli kriter, bir futbol takımının klüpler düzeyinde alabileceği en büyük kupanın ''Şampiyonlar Ligi Kupası'' olması.

25 Şubat 2014 Salı

Messi'nin Ulaştığı Mertebe


Geçen haftalarda Nou Camp'ta bir taraftar; ''Messi seni gördüm huzur içinde ölebilirim''.

19 Şubat 2014 Çarşamba

Kevin Hart

Amerikalı ünlü komedyen Kevin Hart büyük bir nba hayranı olmasıyla ünlü. Öyle ki son filmi ''Ride Along'' filminin tanıtım videolarından birini komik bir nba temasıyla çekti. Videoda, bir çok ünlü nba oyuncusunu görmek mümkün; Andre Iguodala, Carmelo Anthony, Chris Paul, Kobe Bryant.

16 Şubat 2014 Pazar

Nerede O Eski Bayramlar


Her bayram duyduğumuz, büyüklerimizin klişeleşmiş bir cümlesidir ''Nerede o eski bayramlar?''. Bazısı akıl veremez -Ne farkı varmış eski bayramların yahu? der, bazısı üzerinde düşünmez bile. Bayramlar belki genç nüfus için büyüklerinden para koparmak ya da güzel yemeklerle donatılmış sofralara oturmaktan ibaret olabilir fakat belli bir yaşın üstündeki insanlar için geleneksel ve son derece önemli bir kültür mirasıdır.

İşte büyüklerimiz için o eski bayramlar ne ise, bizim gibi uzun vadeli basketseverler içinde smaç yarışması o. Dün yapılan 2014 smaç yarışmasını izleyenleriniz var ise bu yazıyı neden yazma gereği gördüğümü anlamıştır sanırım. Berbat, tatsız tutsuz, sıradan ve sönük. Bu kelimeler dün yapılan yarışmayı tam anlamıyla anlatan sözcükler. Özellikle yarışmaya getirilen yeni formatın tüm eğlenceyi ve işin heyecanını aldığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Yeni formatın kuralları şöyle;
  • Yarışma toplam 6 katılımcıyla yapılacak
  • Yarışmacılar 3'er kişiden oluşan takımlar halinde doğe ve batı olarak ayrılacak
  • İlk 90 saniye sürecek ve serbest olacak takımlar isteği gibi istediği sayıda smaç yapacak
  • Jüri ilk turun galibini belirledikten sonra, galip takım ikinci tura kimin başlayacağını seçecek
  • İkinci turda batı ve doğu takımlarının her oyuncusu karşı takımdan biriyle rakip olacak
  • Eşleşme galipleri jüri tarafından seçilecek ve toplamda 3 galibiyete ulaşan takım kazanacak
  • Kazanan takımın yarışmacılarının smaçları halk oylamasına sunulacak ve şampiyon belirlenecek
Bu kurallara uyularak organize edilen dün geceki smaç yarışması tam bir rezalete dönüştü. Öncelikle şunu belirmeliyim ki, geçen seneni şampiyonu Terrence Ross'a ünvanını koruması için sadece bir smaç hakkı verilmiş oldu. İlk tur smaçlarını saymıyorum tabii ki. John Wall yaptığı smaçla kazanmayı hak etti ancak seyir zevki olarak tarihin en kötü smaç yarışmasına tanıklık etmiş oldu. Olay sadece az smaç izlememiz ya da son şampiyonun ünvanını koruması için yeterli hakkı alamamış olması değil, salonda bulunan seyirciler dahil tüm izleyenlerin tepkilerinin sıradanlaşması. Yayın sırasında Caner Eler ve Kaan Kural çok güzel bir konuya değindiler: ''Biz bazı smaç yarışmalarını smaçtan sonra verilen tepkilerle hatırlarız''. Evet, Jason Richardson, Vince Carter, Michael Jordan, T-Mac, Julius Erving smaçlarından bahsediyorum. Smacın hemen ardından benchte oturan oyuncuların tepkileri, jürinin ellerindeki puan kartlarını zıplayarak (genelde 10 olurdu) havaya kaldırmaları, spikerlerin çılgınca bağırışları ve seyircinin sanki takımı son saniye şutu sokmuşcasına hep bir ağızdan çığlık atmaları. Smaç yarışmaları zaten seneden seneye daha kötü bir hal alırken son düzenlemeyle bunların hepsini tam olarak kaybettik. Adam Silver'ın bunun bir hata olduğunu anlamamış olmasına imkan yok. Seneye eski formata dönüş gerçekleşecektir muhtemelen. Ama önemli olan yarışmayı olabildiğince sadeleştirmek.

Bu yarışmanın özü basitliğinde. Biz smaçtan önce görsel şov istemiyoruz, ya da dakikalarca konuşma, sadece oyuncunun topu yeryüzünde yaşayan kimsenin yapamayacağını düşündüğümüz bir şekilde o potaya basmasını istiyoruz. Futbolda bir laf vardır ya hani ''şov yapma, topunu oyna'' tam bu durum için geçerli işte.

Bu kadar laf ettim ama John Wall'ın hakkınıda yedirmem kimseye. Tamam boyu kısa o yüzden daha estetik görünüyor olabilir ama maskotun üstünden geçtikten sonra topu aşağı indirip sonra ters basmak nedir abicim? (Bunu iki elle yaptığını da unutmamak gerekir)

Dünkü yarışmadan ve eski güzel bayram tadında smaç yarışmalarından bazı görüntüler var aşağıda. Buyrun efenim;

2014


Oldies but goldies

 

ESPN tarafından 2000 Vince Carter (kişisel favorim) için yapılmış kısa ama güzel bir video


13 Şubat 2014 Perşembe

Mount Rushmore


Bilmeyenler için açıklayayım. Mount Rushmore, Amerika'nın Güney Dakota eyaletinde bulunan Rushmore Dağı'nın Black Hills isimli kayalık tepelerinde bulunan ve dört Amerikan başkanının devasa heykellerinden oluşan anıt(George Washington, Theodore Roosevelt, Thomas Jefferson, Abraham Lincoln). Bu hafta içinde LeBron NBA TV için Steve Smith'e verdiği bir röportaj sırasında Nba'in Mount Rushmore'unu kimlerin oluşturduğu soruldu ve LeBron;
  1. Michael Jordan
  2. Larry Bird
  3. Magic Johnson
  4. Oscar Robertson
Yanıtını verdi. Ardından Steve Smith ''Peki kariyerin bittiğinde sen bu dörtlünün içinde olacağını düşünüyor musun?'' sorusunu sordu ve LeBron duraksamadan ''Evet'' dedi. Bunun üzerine hafta boyunca LeBron'un gerçekten Nba'in en iyi 4 oyuncusundan biri olup olmadığı ya da olup olamayacağı yazıldı çizildi.

Kim ne derse desin, LeBron James Nba tarihinin en büyük oyuncularından biridir ve kariyerinin sonuna geldiğinde yalnızca Mount Rushmore'da değil onun tepesinde bile olabilir. Bu sıralamadaki oyuncuların hepsi çok değerli ve kendini kanıtlamış oyuncular fakat James'in onlardan aşağı kalır hiç bir yanı yok.

LeBron James bu sene %57,1 ile hücum ediyor ve son yedi yılda her sene şut yüzdesi bir önceki seneden daha yükselerek ilerledi. Bir SF'nin %57,1'le hücum etmesi rakipler için ne kadar korkunç düşünebiliyor musunuz? LeBron bunun yanında maç başına 7 ribaund, 6.6 asist ve 1.5 top çalmayla oynuyor. Şut yüzdesi etkinliğinde %61,1 ile Kevin Durant'ın önünde lig birincisi durumunda. Özellikle öyle akıl almaz bir istatistik var ki! LBJ bu sene pota altından %75 ile bitiriyor. Ortalama bir pota altı oyuncusunun yüzdesinden çok daha yüksek bir yüzde.

LeBron, her ne kadar All-Star arasına iyi girmek istiyoruz dese de son iki maçta performansının yükselmesinin asıl nedeni bu röportaj hakkındaki konuşmaları susturmak olabilir. Öyle ki dün gece Andre Iguodala'nın üzerinden öyle bir ''Game Winner'' soktu ki Warriors koçu Mark Jackson: "We witnessed greatness. A special player and an all-time great who made a big shot". ''Mükemmeliğe tanık olduk. Böylesi büyük bir şutu ancak özel ve tüm zamanların en iyi oyuncuları sokabilir'' dedi.

LBJ'in şut tablosuna buradan ulaşabilirsiniz. James kariyeri bittiğinde değil şuan bile Nba'in Mount Rushmore'unda kendine yer bulabilir. Tahminimce kariyeri bittiğinde sadece Michael Jordan ile kıyaslanacak gerisi zaten hikaye.

9 Şubat 2014 Pazar

Golcü Hannibal


Luis Alberto Suarez Diaz, Groningen'de başlayan futbol macerasına şu aralar Liverpool'da devam ediyor. Luis Suarez'i futbol severler iki başlık altında hatırlarlar hep; attığı goller ve etik dışı eylemleri.


Suarez'in vukuatları saymakla bitmez aslında ama ben temel olarak en çok sansasyon yaratanlarından bahsedeyim. Ajax'ta top koştururken rakip futbolcu Otman Bakkal'ı ısırmıştı (7 maç ceza aldı). Hatta bu olaydan sonra 'Ajax'ın Yamyamı' lakabını almıştır.


Daha sonraları bildiğiniz gibi Premier League'e transfer oldu. Bay Vukuat burada da uslu durmadı ve ManU ile oynanan derbi sırasında rakibi Patrice Evra'ya 'Negro' zenci anlamına gelen aşağılayıcı kelimeyi kullandı. Her ne kadar önce Evra'nı kendisine 'Latino' dediğini iddia etse de bu onu haklı çıkarmadı ve 8 maç ceza aldı.


Bu cezanın ardından ManU'yla oynanan daha sonraki bir maçta Evra'nın elini sıkmayarak tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bunu izleyen aylarda kendini yere atarak düdük kollamak ve eliyle gol atmak gibi bir çok olaya imza attı Uruguay'lı yıldız.


Son olarak geçen yıl nisan ayında Chelsea ile oynanan maç sırasında Branislav Ivanovic'i  kolundan ısıran Suarez artık kendi takımına bile yeter dedirtmişti. Fakat bu sene başında Brendan Rogers takımı saldırgan forveti üzerine kurmak istediğini açıklamıştı ve öylede yaptı. Suarez'in golcülüğüne zaten edecek laf yok ama bu sene öyle bir futbol oynuyor ki, bu performansı sürekli gösterecek olsa Messi, Ronaldo, İbrahimoviç'in isimlerinin yanında kendi isminide okutabilir.


Sadece gol atmıyor, yaptığı asistlerle de takımına katkı sağlıyor, ceza sahasını ve yakınlarını domine diyor, topsuz koşularla defansın dengesini bozuyor alan boşaltıyor, savaşıyor, koşuyor, basıyor, orta sahaya kadar yardıma geliyor, yeri geliyor oyun kuruyor. Uruguay'lı bu sene 'kazanmak' için oynuyor ve başarıyorda. Son bir kaç yıl Liverpool için çok kötü geçmişti ama bu sene yeni yapılanmış ve gençleşmiş kadrosuyla ilk üç sıraya kafa tutuyorlar. Bunda da en büyük pay Suarez'e ait. Ligde 23 golle en yakın rakibi Liverpool'dan takım arkadaşı Sturridge ve City'li Aguero'nun 8 gol önünde yer alıyor. Asist sıralamasında ise 8 asistle Rooney ve Mesut Özil'le birinciliği paylaşıyor. En önemlisi Suarez'in vukuatlarına bu sene son vermiş gibi duruyor. Umarım kendini sadece futbola vermeye devam eder ve bir gün Ballon d'Or ödülüne aday olur. Geçtiğimiz günlerde Ballon d'Or'u alan Cristiano Ronaldo'nun geçen sene prestiji olan hiç bir kupayı alamamış olmasına bakarsak bu performansla kupa kaldırmasa bile seneye Suarez Ballon d'Or'u evine götürebilir. (Yaptığı etik dışı hareketlerle çoğu insanın antipatisini kazanmış olması büyük handikap ama neden olmasın)